Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Yurt Başvuruları

2012-2013 öğretim yılının Kredi Yurtlar Kurumunun T.C öğrencilerine sunmuş olduğu barınma ve kredi imkanını siz değerli okurlarımıza bahsetmekden onur duyuyoruz. ÖĞRENİM KREDİSİ Öğrenim kredisi borcu, normal öğrenim süresince verilen miktarlara Devlet İstatistik Enstitüsü toptan eşya fiyat endeksindeki artışlar uygulanarak hesaplanacak miktarın ilave edilmesi ile tespit edilir MÜRACAT: 1.1.sınıf Üniversite Öğrencileri  ÖSYM  tercih formunun arka yüzünde bulunan öğrenim kredisi almak istiyorum kısmını işaretlemesi  gerekmektedir. 2.Ara sınıflarda okuyan Üniversite öğrencilerinin ise 23 Temmuz 3 Ağustos tarihleri arasında Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı yurt müdürlüklerine müracaat  etmeleri gerekmektedir. 3.Yüksek Lisans,Doktora,Öğrencilerinin müracaatları  1- 10   Ekim tarihleri arasındadır. GERİ ÖDEMESİ: Kredi alınan sürenin yarısı kadar süreden sonra  2 yılda geri ödenir. 2012-2013 ÖĞRETİM YILINDA YURT İÇİNDE YÜKSE...

Kişisel Gelişimde Konuşmanın Önemi

Bugün ki makalemizde, beden dili ve konuşmanın öneminden bahsedeceğiz.İnsanoğlunu diğer canlılardan ayıran en büyük özellik düşünmektir.Ancak büyük bir ayrıntı iste konuşabilmektir.En iyi iletişim kurabilme yöntemi olan "konuşmak" beraberinde duygu,düşünce ifade özgürlüğünü gösteriyor.Hayatımızda kendimizi en iyi şekilde ifade edebilmemiz için duygularımızı anlatacağımız kişiye ulaştırabilmemiz ve bizi en içten anlamasını gerektiren en büyük faktör bilgidir.Kitap okumanın yada genel kültür de kendimizi geliştirmenin karşı tarafı inanılmaz derecede etkileyeceğini ve sizi çok daha iyi anlayacağını unutmayalım.Elimizden geldiğince boş vakitlerimizde kitap okumaya çalışalım eğer ki kitap okuma alışkanlığımız yoksa gündemdeki en son olayları takip etmek yada zihnimizi geliştirmek için gazete,dergi gibi gündemin son konularını takip ederek ufkumuzu genişletelim.Üst düzey bir yöneticinin yanında mutlaka oturup sohbet etmeye çalışmışsınızdır yada elit bir üniversitedeki bir öğre...

Backlink Nedir ?

Backlink kısaca siteler arasındaki link alışverişine verilen bir terimdir.Seo açısından en önemli ve en tehlikeli yollardan biridir.Kendi sitemizi başka ve aynı konuyla alakalı bir sitenin yada pagerank'ı yüksek bir site içerisinde açılmış konuya dışarıya verilen bağlantıdır.Optimizasyon yapacağımız siteye güncel ve google oranlanma yapılmış şekilde girilen içerikler zaman geçtikçe arşiv haline geldiğinde ve artık kendinizi yüksek sıralarda görmek istediğinizde backlink pahabiçilemez bir olanaktır.Backlink'i  karşılıklı backlink,çapraz backlink olarak sınıflandırabilirz.Karşılıklı backlink: Dışarıya vereceğimiz yani diğer siteye vereceğimiz linki kendi sitemizde de yayınlayarak karşı tarafında reklamını yapmaktır.Çapraz backlink:Bu backlink türü diğerlerinden birazdaha farklı olarak 3 site arasında yapılır,vereceğimiz bağlantı direkt olarak değil dolaylı yoldan ulaştırılır.Profesyonelce yapıldığında çok doğru ve başarılı sonuçlar elde edebiliriz,gelelim çapraz backlinkin nasıl ...

Seo Nedir ?

Bloğumuzda kişisel gelişim rehberi dışında gündemde olan ve teknolojileri takip etmek amacıyla en son konuları ve sanal alemde son günlerde yaygınlaşan "arama motoru optimizasyonu" hakkında bilgi vermek istedim.İngilizce karşılığı olan "Search Engine Optimization" arama motorlarında üst sıralarda kelime bazlı yer almak isteyen domainler için ideal bir tekniktir.Seo'yu 2 grupta ayırırsak organik seo ve inorganik seo olarak sınıflandırabiliriz.Organik seo doğal olarak sürekli güncel tutulan bir domainin aktif birşekilde pagerank'ı yüksek sitelere backlink yapılması,kendi reklamını oluşturarak farklı bloglarda yayınlamaktır organik seoya ilerleyen günlerimizde daha çok değineceğiz,gelelim inorganik seo'ya ücretli olarak google' gibi arama motorlarında reklam vererek tıklama başına kadar belirli süreçte üst sıralarda olabileceğiniz bir yöntemdir.İnternet ortamında en kısa ve verimli bir vadede üst sıralara çıkabilmek için güzel bir yöntem olan seo kend...

Kendinizi Motive Etmenin Yolları

Kişisel gelişim seminerlerinde yada kişisel gelişim kitaplarında anlatılmak istenilen aslında en büyük kural bireyin kendini motive edebilmesi ve çevresine olan duyarını arttırabilmesidir.Başarının aslında ne kadar kolay olduğunu sadece inanarak ve mücadele ederek başarmanın yarısı olduğunu anlatılmıştır.Ancak birey önüne çıkan zorluklarla mücadele ederken başka bir problem daha çıkması halinde kendini moralman çökertip zorluklardan kaçmayı hedef almıştır.Şu ana kadar elimizdekilerin (sahip olduklarımızın) değerini unutup sadece kayıp ettiklerimizi ve kıl payı da olsa fırsatları kaçırdığımızı zannederiz,umut bizim için bitmeyen bir yoldur.Elimizdekilerinin değerini bilerek ve emin adımlar atarak geniş kapsamlı düşünebilir kendimizi bu durumdan kurtarabiliriz.İnsanoğlu kötü birşey yaptığında yapılan zarar kendisine olarak gözüksede çevresine verdiği zarar muhtemeldir.Hayatta herşeye rağmen gülmeyi öğrenmeliyiz hedeflerimize ilerlerken büyük zorluklar ortaya çıkabilir,ancak bu zorluklar...

Ailevi Problemler

Hemen hemen herkezin yaşamış olduğu temel sorunlardan birtanesi olan ailevi problemler; kişisel gelişim   için büyük yankı uyandırıyor.Hayatta birçok zorluğun yaşanması sinir,stresin buluştuğu patlama noktasına gelinen yerde aile bütün sorumlukları üstleniyor ve bütün derdi sıkıntıyı paylaştırmaya yardımcı oluyor.Peki nedir bu ailevi problemler ? İnsanoğlunun temel fiziki yapısına indiğimizde doğabilecek sorunları göz önünde bulunduruyoruz yani işin en başına temeline iniyoruz.Günlük yaşamdan zevk alamıyorsanız yada bunları yansıtacak bir birilerini bulamıyor kafayı farklı yerlerde dağıtmaya çalışıp günün,haftanın yorgunluğunu atmak için en ideal yol ailedir . Dertlerin sıkıntıların anlattıkça hafiflediğini varsayacak olursak ve insanın kendini doğduğu büyüdüğü yerde en iyi şekilde ifade edeceğine dayanırsak ailede bütünleşme tam size göre.Hayatta birçok zorlukla karşılaşabiliriz hayatın çok zor olmasına rağmen zorlukları aştıkca ne kadar zevkli ve sürükleyici bir hal aldığını far...

Profesyonellerin Uzak Durması Gereken Giysiler

Pr ofesyonel yaşamda kıyafetiniz de en sizin kadar profesyonel olmalıdır. Her sabah seçtiğiniz giyinme şekli, işiniz hakkında hissettiklerinizi, işinizi ciddiye alıp almadığınızı, çalışmaya hazır olup olmadığınızı, ayrıntılara özen gösterip göstermediğinizi yansıtır... PROFESYONEL KADININ ASLA GİYMEMESİ GEREKEN 25 ŞEY Bunu itiraf etmekten nefret ediyoruz çünkü kişisel olarak giysinin önemli olmadığını düşünüyoruz. Mükemmel bir dünyada, kişiler iş yerlerinde yalnızca yaptıkları işin kapasitesine göre yargılanırlardı. Maalesef dünyanın işleyişi böyle değil. Her sabah seçtiğiniz giyinme şekli, işiniz hakkında hissettiklerinizi yansıtır- işinizi ciddiye alıp almadığınızı, çalışmaya hazır olup olmadığınızı, ayrıntılara özen gösterip göstermediğinizi ve o gün nelerle karşılaşmayı beklediğinizi bildiğinizi gibi. Bir inşaat alanına en sevdiğiniz, 4 cm topuğu olan ayakkabılarınızla gitmezdiniz, değil mi? Tabii ki hayır, kaskla giderdiniz, çünkü bu duruma uygun olan giyinme şekli budur. G...

Ailede Kişisel Gelişim Sendromu

Ailede bireylerin yaşça gelişimlerini tamamlaması aile büyüklerinden alınan bilgilerin reel hayatta yetersiz kalması gelişen toplumun geride kaldığını ifade etmekdedir.İnsanların kendini geliştirme gibi problemlerinin oluşu topluma faydalı olabilmek birşeyler katabilmek ve hepsinden önemlisii insanların kişisel gelişiminin tam anlamıyla gelişmesi demektir.İnsanoğlu sahip olduğu bilgi kadar dışarıya aktarabilir,aile kavramında da aynı şekildedir düzensiz bir kişinin aileye hiçbirşey katamayacağı gibi toplumada kültürel gelişimede çok fazla etkisi olamaz.İnsan önce aileden aldığı bilgilerle kendini geliştirmeye daha sonra çevresinden aldığı bilgilerle kendini geliştirir.İşte tam bu noktadan sonra kişisel gelişim ortaya çıkar aile ve çevre gelişimlerini tamamladıkdan sonra insanoğlu çeşitli yollarla kendini geliştirmeye ve çevresine daha faydalı birer birey olmayı amaçlamıştır.Olgunlaşmanın temelinde yatan kişisel gelişim bünyesinde barındırdığı ailenin önemini topluma katkıda bulundukça...

Kekemelikten kurtulma yöntemleri

Kekemelikten kurtulma yöntemleri Kekemelik, konuşmanın devamlılığının ve ritminin, duraklama, tekrarlar, uzatmalarla ve çoğu kez bunlara eşlik eden beden hareketleriyle kesintiye uğramasıdır. İki-üç yaşlarından ergenlik dönemine kadar ortaya çıkabilen bir uyum ve davranış bozukluğu olan kekemelik hakkında Başarı Konuşma Merkezi kurucusu ve Genç Gelişim Dergisi yazarı eğitimci Bekir Gülsar ile kekemeliğin oluşma sebepleri ve tedavi yöntemlerini konuştuk. Kekemelik bir hızlı konuşma problemi midir? Evet. Kekemelik problemini yaşayan kişilerin %80’inde hızlı konuşma problemi vardır. Kişi anlatacağı şeyi çok hızlı bir şekilde anlatıp konuşmasını bitirmek ister. Böylelikle düşünce hızı ile konuşma hızı arasındaki denge bozulur, nefes kontrolünü kaybeder ve takılmalar meydana gelir. Özellikle yaşadığımız dönem itibariyle iletişim ve beslenme şeklimiz, bizi daha stresli ve aceleci bireyler haline getirdi. Kekemelik doğuştan mı oluşur? En çok kimlerde görülür? Oluşma sebepleri nelerdir? Bi...

Önemli olan; bugün nerede olduğumuz değil, düne göre nerede olduğumuzdur..

2010’lu yıllarda firmalarımızın karşılaşacağı en önemli sorunlar; ekiplerin motivasyon kaybı, inisiyatif kullanımının yetersiz kalması, çalışanların iş yaşamlarında yer alan fırsatları değerlendirememesi ve değişime adaptasyonun istenen düzeye ulaşamaması olabilir. “Yaşam boyu sürekli öğrenme” yaklaşımı çerçevesinde firmanızın ihtiyaçları ve talepleriniz doğrultusunda size özel olarak hazırladığımız kişisel gelişim eğitimlerimizle; firma çalışanlarınızın, kendisini, bilgi ve yetkinliklerini sürekli yenilemesi, geliştirmesi, iş ve özel yaşamın hızlı değişen dinamiklerine gerekli cevabı verebilmesi ve hatta bunun da ötesine geçerek mevcut problemleri çözebilmesi veya olası problemleri öngörüp önlem alabilmesi yönünde yardımcı oluyoruz. Çalışanlarınızın firma, ürün, hizmet ve diğer süreçlere yönelik yeni önerilerle gelebilmesi yönünde hem bir farkındalık yaratıyor hem de eğitimlerimizde sıklıkla kullandığımız “işe yönelik egzersizler ve senaryolar” (case study) yardımıyla...
Yaşam  Atölyesi,  “Kişisel  dönüşüm  yolculuğu” Yaşam Atölyesi, bireyin kendini tanıyarak, ifade ederek yaşamdaki hedef ve hayallerini gerçek kılmak için 2009 yılında çalışmalarına başladı. İlk iki yılında yüzellibinden fazla kişiye ulaşan Yaşam Atölyesi, kısa zamanda katılımcıların yaşamında kattığı değerlerle yurtdışına açıldı ve çalışmalarını genişleterek sürdürüyor. Amsterdam, New York ve Londra ile birlikte yurtiçinde İstanbul dışında beş ilde daha buluşmalarını gerçekleştiriyor. Bireyin kariyer yolculuğundan özel yaşamına, hobilerinden ruh, beden ve zihin sağlığına kadar yaşamın her noktasında başarı, tatmin ve pozitif duygularını maksimum düzeyde yaşaması için birlikte çalışıyoruz. Yaşam Atölyesi, uzun yıllar yapılan hazırlıklar ve insan odaklı yaklaşımı ile farklı ve benzersiz bir ‘kişisel dönüşüm’ yolculuğu… Kendi içinde tatmini, huzuru ve sevgiyi yakalayn bireyler ile daha yaşanılır bir dünyayı yaratmak için sosyal sorumluluk çalışmalarını da...

Beden Dilinin Önemi - Konuşmadan Anlaşabilme

Profesör Doktor Albert Mehrabian' ın yaptığı araştırmaya göre kişilerarası iletişimde 7 - 38 - 55 kuralı geçerlidir. Bu kural; iletişimde yüzde 55 beden dilinin, yüzde 38 ses tonunun, yüzde 7 konuştuğumuz kelimelerin etkili olduğunu söyler. Toplumdan topluma küçük farklılıklar göstermekle birlikte bu kural tüm dünyada kabul görmektedir. Burdan çıkaracağımız; karşımızdaki kişiler büyük ölçüde beden dilimizi değerlendirir. Yani bir şeye ağzınızla evet derken başınızı iki yana sallıyorsanız, ağzınızdan çıkanın bir önemi yoktur. Tüm insanlar beden dilini kullanmayı bilerek doğar, çünkü bu kendimizi ifade etmede bir gereksinimdir. Etrafınızdaki çocukları inceleyin. Vücutlarını aktif olarak kullanırlar, daha kendilerini tam olarak ifade edemedikleri için vücut dillerinden yardım alırlar, biz onların ifade zorluğu çektiğini farketmeyiz bile. Ama büyüdükçe vücudun rahatlığa alışmasından dolayı bu alışkanlık kaybolur ve iletişim azalmaya başlar. Bazı çocuklara büyümüş de küçülmüş dememizi...

Komik İnsan Olmanın Sırları :)

Mizahın insanları kazanmada çok büyük bir yere sahip olduğunu daha önce söylemiştim. Şimdi de komik olmanın inceliklerini bir gözden geçirelim. " İnsan lar neye güler" sorusunun cevabını arayalım. Tabii ki hiçkimse, "komik ol" demekle komik olmaz. Zaten asıl mesele komik olmak değil, insanları güldürebilen biri olmaktır. Mizah konusunda yapılan çalışmalar, insanları nelere güldüğünü listelemeye yetmiştir. Şimdi bunları inceleyelim. 1-) Sürpriz Sürpriz mizahın en yaygın olarak kabul edilen şartıdır. Eğer bir fıkranın sonunu tahmin dedebiliyorsak gülecek bir şey yoktur. Hiç beklemediğimiz olaylara, bizi şaşırtan şeylere güleriz. Bu yüzden zamanlama komedinin en önemli parçalarındandır. 2-) Üstünlük İnsan lar, kendilerini diğerlerinden üstün hissettiklerinde gülerler. Bir durumda küçük düştüğümüzde gülmeyiz; ama başkalarının sakarlıklarına katıla katıla güleriz.  İnsan ların hatalarına takılarak gülebiliriz ama karşımızdaki bundan rahatsız oluyorsa bizden uzakl...

İlgi çekici bir insan olmanın yolları

Eğer sıradan  bir   insan  olmak size göre değilse ve ilgi  çekici  merak uyandıran  bir   insan  olmak istiyorsanız bu yazıya göz atmanızda fayda var. Öncelikle sıradan  insan lar ne yapar bunları keşfetmeniz lazımdır. Çünkü bunları öğrenirseniz sıradan olmamak için neler yapacağınızı öğrenirsiniz. Sıradan  insan lar sıradan giyinirler, çoğu  insan ın yaptığı şeye ayak uydurmaya çalışırlar, herkesin kabul ettiği şeyi sırf herkes kabul ediyor diye kabul ederler, kendi akıllarını ve iradelerini kullanmazlar, hayatında olup bitenleri herkes bilir. Sıradan  insan ların ne yaptığını öğrendik şimdi sıradan olmamak için neler yapmalıyız onları öğrenelim. Tarzınızı belirten giysileri tercih edin. Giyiminiz sizin aynanızdır. Ancak dikkat çekmekten korkup çoğu  insan ın giydiği kıyafeti giyerseniz kendinize özgün olmazsınız bu sizi sıradan yapar. Her  insan ın yaptığını siz yapmak zorunda değilsiniz. Örneğin  bi...

Kariyer sahibi olmanın yolları

Verilen sürelere uymak Şirketler güvenecekleri insanlara ihtiyaç duyarlar. Zamanlamalara uymamak profesyonel bir tavır değildir. Ayrıca, diğer çalışanların programlarını allak bullak eder ve patronu kötü duruma düşürür. Söz verirken en iyi çözüm, yapabileceğinizin altında vaatlerde bulunup, çok daha fazlasını sunmaktır. Çalışma saatlerinde özel işler yapmamak Şirketin e-mail ve telefon sistemleri şirket işleri içindir. Kişisel telefon görüşmelerinizi az ve kısa yapmaya çalışın. Duygusal konuşmalarınızı asla şirkette yapmayın. Bazı şirketlerin silinen e-postaları bile okuyabilecek bir altyapısı oldugunu unutmayın. Patronunuzun okumasını istemeyecegi hiçbir mektubu, şirket bilgisayarından göndermeyin. Çalışanlarla ilişki içinde olmak Şirketinizde ve sektörünüzde çalışanlarla ilişki içine olun. İzole yaşamayın. Bilgi  sahibi  olmak, ofis politikalarindan yara almadan çıkmaya yardımcı olur. Araştırmalar başarılı bir ilişkiler ağina sahip olan kişilerin daha başarili ekiple...

Hayal Ederek Kendi Cennetin'de Yaşayabilirsin

Hafızamda bir fotoğraf vardı; çıplak ayaklarımla nemli toprağını hissedebileceğim, sabahın hafif serinliğinde  Yasemin ve Hanımellerinden oluşan koku bahçemin muhteşem aromasını ciğerlerime doldurabileceğim, yeşilleriyle, cıvıltılarıyla çok canlı bir fotoğraftı bu... Beynim yıllar önce çekmiş ve çekmecelerinden birine yerleştirmişti bu fotoğrafı. Ev istemiştik; bahçesinde köpek besleyebileceğimiz, öyküler yazıp, romanlar okuyabileceğimiz, biber, maydanoz yetiştirip ruhumuzun aldığı hazzı müthiş tatlarla bedenimize de yaşatabileceğimiz daha büyük bir aile fotoğrafımız da vardı... Ekonomik koşulların hesaplarını yaparak, bu duruma beynimizi hazırlayarak, hayalimizin yoluna çıktık. Üç inançlı insanın gözünün önünde hep istediği bu hayal vardı... Maketini görüp daha da belirginleştirdik hafızamızdaki hayali ve hayalden yolu. Temelinden itibaren gittik geldik, heyecanla ilerleyen projeyi takip ettik. Bu gidiş gelişlerin sonlarına doğru fotoğraftaki bahçem için hayallerim genişleme...

Kendi işinizi kurmaya nasıl karar verirsiniz ?

İş kurmak için herkesin hareket noktası farklı olmaktadır.Bazıları işlerini kaybettikten sonra iş  kurmaya   karar   verirken, bazıları uzun bir işsizlik döneminden sonra  karar  vermişlerdir. Kimilerinin karşısına sürpriz bir iş fırsatı çıkmasıyla iş kurmak istemiştir. Yine bazı insanlar zengin olma tutkusuyla, bazı insanlar daha kaliteli bir yaşam için ve bazı insanlarda artık işçi sınıfından çıkıp patron olmak istedikleri için iş kurmaya   karar  vermişlerdir. Sizin nedeniniz bunlara paralelllik gösterebilir yada bambaşka bir nedeninizde olabilir. İşte kendi  işinizi  kurmadan önce yapmanız gekeren ilk şey "neden bir iş kurmak istiyorum  ? " sorusuna cevap bulmanızdır. Buna belirledikten sonra kendinize kişisel olarak ve iş olarak net hedefler koyun. Örneğin kişisel hedef olarak "Ben dünyanın en zengin insanı olacağım", iş hedefi olarak da "Dünyanın en iyi x ürününü satan firması olacağım" gibi hedefleri kastediyorum. Bu hedefler...

Herşeye 'Fark etmez' Diyenler

Hayatta en nefret ettiğim laftır "fark etmez" lafı. O kadar saçma gelir ki bana. Küçük bir örnek vereyim mesela: - Patron: Ahmetcim bir şey ikram edeyim sana Çay mı ? Kahve mi ? istersin. - Ahmet : Fark etmez müdür bey. İşte anlamadığım nokta burada başlıyor. Nasıl yani fark etmez !! Fark eder yahu fark eder. Mesela örnek şöyle olsaydı; "Çay mı içersin yoksa gazoz mu ?" denilseydi. Yine fark etmez diyecekti bu adam. Çay sıcak bir şeydir, gazoz ise soğuk bir şey neresi fark etmiyor(muş)... Eğer size bir seçme hakkı tanındıysa neden kendinizin seçme şansı varken bunu başkasına devrediyorsunuz ? İçinizden diyorsunuzdur şimdi "ama nezaket için böyle diyoruz biz.." Alakası yok, nezaket edecek başka bir şey bulursunuz. Kibar davranırsınız, onu dinlersiniz, büyüğünüz ise elini öpersiniz falan. Hayatta her zaman seçme şansı bize verilmez arkadaşlar. Bize verilen şansı fark edelim. Mesela bunla ilgili küçük bir hikaye anlatayım sizlere. Hikaye benim değild...

Sıkıcı İnsanlar

Sıkıcı  bir insanı dinlemek gerçekten zulümdür. Bu sıkıcı insanlar direk kendilerini belli ederler zaten. "Nasılsın?"  sorusunu sorduğunuzda, on dakika boyunca anlamadığınız bir şekilde kendilerinden bahsederler. Mesela siz tiyatro öğrencisisinizdir, karşınızdaki insan ise kimya mühendisidir. Nasıl olduğu sorusunu sizin anlayamadığınız tuhaf terimlerle, projelerle anlatmaya koyulurlar uzun uzun.  İnsanlar  aslında sizi dinlemezler, içten içe bir an önce susmanızı beklerler. Her şeyi diğer insanların umurunda olmayan en ince ayrıntılarla anlatırlar. Hayır insanlar sizin nasıl olduğunuzu bilmekten memnunlar ama mesela evinizdeki çeşmelerin ayrıntılarını öğrenmeye kimse pek meraklı değil. Örneğin ilişkilerinizden bahsediyorsunuz, aranızda geçen her cümleyi ve her hareketi anlatarak siz sadece kendinizi tatmin edersiniz, karşısınızdaki içinde patlamak üzere olan bombanın sıkıntısıyla gerilir gerilir. Kimse sizin ilişkinizdeki facebook vs ayrıntılarını dinlemek istemiyor....

Mazeretler

Neden aklı başında, sağlıklı, gücü ve kuvveti yerinde bir insan hayatının sorumluluğunu eline almaz? Neden işler yolunda gitmeyince, birçoğumuz durup düşünmeyi ve hatalarımızı kabullenmeyi reddedip, hemen suçlayacak birilerini ararız? Hatalarımız ve istenmeyen sonuçlar için mazeretler bulmak başarısızlığın en büyük nedenlerindendir. Birçok kişi bir mazeret seçtikten sonra onunla yapışık ikiz gibi dolaşmaya ve hayatını yaşamaya başlar. Maalesef, bazı yalanlar tekrar ede ede bizim doğrularımız haline geliyor ve aksi yöndeki düşüncelere şiddetle karşı çıkıyoruz… Hayat yalanlarla adeta iç içe geçiyor. Arkasına sığındığımız mazeretler de bu yalanlardır.  Mazeretler , çoğunlukla yaşadıklarımızı çarpıtarak sorumluluğu üzerimizden atmak ya da kendimizi aklamak için uydurulan kılıflardır. Yalanlar gerçeği ve bizi yok eder. Yalan söylediğimiz de kendimize olan saygı ve güvenimizi yitiririz. İçimizde gizlediğimiz gerçek, sürekli bizi rahatsız eder. Bazı yalanlar bir çıkar sağlamak veya ...